BBC, 17 Mayıs 2021,
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ’ne) göre, uzun çalışma saatleri her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açıyor.
Bu alanda yapılan ilk küresel araştırma, 2016 yılında 745.000 kişinin uzun çalışma saatleri nedeniyle felç ve kalp hastalığı sonucu hayatını kaybettiğini ortaya koydu.
Rapora göre, uzun çalışma saatlerinden en çok etkilenenler Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik bölgelerinde yaşayanlar oldu.
DSÖ ayrıca, koronavirüs pandemisi nedeniyle bu eğilimin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu.
Araştırma, haftada 55 saat veya daha fazla çalışmanın, haftada 35 ila 40 saat çalışmaya kıyasla felç riskini %35, kalp hastalığından ölüm riskini ise %17 artırdığını ortaya koydu.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile birlikte yürütülen çalışma, uzun çalışma saatleri nedeniyle hayatını kaybedenlerin neredeyse dörtte üçünün orta yaşlı veya yaşlı erkekler olduğunu da gösterdi.
Çoğu zaman bu ölümler, uzun saatler boyunca çalışılan dönemden çok sonra, hatta bazen onlarca yıl sonra meydana geliyordu.
45 yaşındaki Jonathan Frostick’in beş hafta önce LinkedIn’de yaptığı paylaşım, uzun çalışma saatlerinin etkilerine dair çarpıcı bir uyarı niteliği taşıdığı için dikkat çekti.
HSBC’de mevzuat uyum programları yöneticisi olarak çalışan Frostick, Pazar günü öğleden sonra yeni haftaya hazırlanmak üzere masasına oturduğu sırada göğsünde bir sıkışma, boğazında, çenesinde ve kolunda zonklama hissetti ve nefes almakta zorlandı.
"Yatmak için yatak odasına gittim, eşim durumu fark edince acil servisi aradı," dedi.
Kalp krizinden sonra toparlanma sürecindeyken Frostick, iş hayatına yaklaşımını değiştirmeye karar verdi. “Artık tüm günümü Zoom’da geçirmiyorum,” dedi.
Paylaşımı, aşırı çalışmanın ve bunun sağlık üzerindeki etkilerini yaşamış yüzlerce kişinin duygularına tercüman oldu.
Frostick uzun çalışma saatlerinden dolayı işverenini suçlamıyor. Ancak bir kişi şöyle yorum yapmış: “Şirketler, kişisel sağlığınızı umursamadan insanları sınırlarına kadar zorlamaya devam ediyor.”
HSBC ise, bankadaki herkesin Frostick’in tamamen ve hızla iyileşmesini dilediğini açıkladı.
“Kişisel sağlık, iyilik hali ve sağlıklı bir iş-yaşam dengesinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Geçtiğimiz yıl boyunca bu konulardaki çabalarımızı iki katına çıkardık.”
Bu konuyla ilgili gelen tepkiler, insanların bunu ne kadar önemsediğini gösteriyor. Biz de herkesin kendi sağlığına ve iyiliğine öncelik vermesini teşvik ediyoruz.”
DSÖ’nün araştırması pandemi dönemini kapsamasa da, DSÖ yetkilileri son dönemde uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasının ve ekonomik durgunluğun, uzun çalışma saatleriyle bağlantılı riskleri artırmış olabileceğini belirtti.
DSÖ teknik uzmanı Frank Pega, “Ülkeler ulusal karantinaya girdiğinde, çalışma saatlerinin yaklaşık %10 arttığını gösteren bazı kanıtlarımız var,” dedi.
Rapora göre, uzun çalışma saatlerinin iş kaynaklı hastalıkların yaklaşık üçte birinden sorumlu olduğu tahmin ediliyor. Bu da onu, dünyadaki en büyük meslek hastalığı yükü haline getiriyor.
Araştırmacılar, uzun çalışma saatlerinin sağlığı olumsuz etkilemesinin iki temel yolu olduğunu belirtiyor:
Birincisi, strese karşı verilen doğrudan fizyolojik tepkiler; ikincisi ise uzun saatler boyunca çalışmanın, çalışanları tütün ve alkol kullanımı, yetersiz uyku ve egzersiz, sağlıksız beslenme gibi zararlı alışkanlıklar edinmeye daha yatkın hale getirmesi.
Leeds’te yaşayan 32 yaşındaki servis mühendisi Andrew Falls, önceki işinde uzun çalışma saatlerinin hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını söylüyor.
“Haftada 50 ila 55 saat çalışmak norm haline gelmişti. Ayrıca haftalarca evden uzakta kalıyordum.”
“Stres, depresyon, anksiyete… Hepsi birleşip adeta kötü bir kısır döngü yaratıyordu,” diyor. “Sürekli yorgun ve tükenmiş hissediyordum.”
Beş yılın ardından işinden ayrıldı ve yazılım mühendisi olmak üzere yeniden eğitim almaya başladı.
DSÖ’ye göre, pandemi başlamadan önce uzun saatler çalışanların sayısı zaten artıyordu ve bu grup, küresel nüfusun yaklaşık %9’unu oluşturuyordu.
İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), pandemi döneminde evden çalışan kişilerin haftada ortalama altı saat ücretsiz fazla mesai yaptığını tespit etti.
Evden çalışmayanlar ise haftada ortalama 3,6 saat fazla mesai yapıyordu.
DSÖ, işverenlerin artık çalışanlarının mesleki sağlık risklerini değerlendirirken bu durumu da göz önünde bulundurması gerektiğini vurguluyor.
Frank Pega, çalışma saatlerini sınırlandırmanın işverenler açısından da faydalı olduğunu, çünkü bunun üretkenliği artırdığının kanıtlandığını söyledi.
“Ekonomik kriz döneminde uzun çalışma saatlerini artırmamak gerçekten akıllıca bir tercih,” dedi.
Kaynak: https://www.bbc.com/news/business-57139434
Çeviri: Dünya Yanarken
Yorumlar
Yorum Gönder