Ana içeriğe atla

Kayıtlara göre bir Türk silah şirketi, Sudan’daki acımasız iç savaşı körüklüyor

Washington Post

7 Mart 2025

Türk yapımı insansız hava araçları (İHA) ve füzelerin gizli sevkiyatı Eylül ayında Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilmişti ve Türkiye’nin en büyük savunma sanayi şirketi Baykar Savunma’dan bir ekip, anlaşmanın sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için sahadaydı.

İnsansız hava araçları göreve başladığında, Baykar Savunma’dan bir çalışan, patronuna bir dizi mesaj gönderdi.

12 Eylül’de, tamamlanmamış bir binaya yapılan hava saldırısının videosunu paylaşarak “Bugünün saldırısı” mesajını gönderdi. Üç gün sonra, büyük bir deponun ön cephesine bir füze isabet ettiğinde mesajında “İkinci saldırı” yazıyordu. Paylaştığı başka bir videoda ise, patlamadan saniyeler önce bir kişinin yürüdüğü görülüyordu.

Bu dikkat çekici bilgi alışverişi, The Washington Post gazetesine ulaştırılan; kısa mesajlar, telefon görüşmesi kayıtları ve dinleme dökümleri, fotoğraflar, videolar, silah belgeleri ve diğer mali kayıtların yer aldığı geniş bir arşivde ortaya çıkmıştır. Bu arşiv, telefon kayıtları, ticaret verileri ve uydu görüntüleriyle kısmen doğrulanmıştır. Belgeler, güçlü bağlantılara sahip bir Türk savunma sanayi şirketinin, 22 aydır süren ve Birleşmiş Milletler’in “dünyanın en kötü insani felaketi” olarak tanımladığı Sudan’daki yıkıcı iç savaşı gizlice nasıl körüklediğini çarpıcı yeni ayrıntılarla gözler önüne seriyor. Ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayiinin çatışmanın her iki tarafıyla da nasıl ilişkiler kurduğunu da ortaya koyuyor.

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının sahiplerinden biri olduğu Baykar Savunma, The Washington Post'un eline geçen bir sözleşme ve son kullanıcı sertifikasına göre, geçen yıl Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne en az 120 milyon Amerikan doları değerinde silah gönderdi. Bu silahlar arasında, şirketin imzası haline gelen Bayraktar TB2 tipi insansız hava araçlarından sekiz adet ve yüzlerce savaş başlığı da bulunuyordu.

Baykar Savunma, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne insansız hava araçları tedarik eden başlıca şirkettir ve aynı zamanda Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi ihracatçısıdır. Şirketin en gelişmiş modeli olan Bayraktar TB2 tipi insansız hava aracı, 300 pounddan (yaklaşık 136 kilogram) fazla patlayıcı taşıma kapasitesine sahiptir ve birçok ABD yapımı bileşenle üretilmektedir.

Baykar Savunma, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Sudan hükümeti, gazetemizin yorum taleplerine yanıt vermemiştir.

Washington’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nden bir yetkili, basına adıyla konuşma yetkisi bulunmadığı için isminin gizli tutulması koşuluyla The Washington Post gazetesine yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “Sudan’daki dış müdahalelerin sonuçlarına tanık olan Türkiye Cumhuriyeti, çatışmanın başlangıcından bu yana taraflara herhangi bir askerî destek sağlamaktan kaçınmıştır.”

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın eski Uluslararası Güvenlik Genel Müdürü ve şu anda Carnegie Uluslararası Barış Vakfı (Carnegie Endowment for International Peace) bünyesinde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Alper Coşkun, belirli vakalar hakkında yorum yapamayacağını; ancak Türkiye’nin, silah satışlarını değerlendirmek üzere Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın dâhil olduğu sağlam ve köklü bir denetim sistemine sahip olduğunu söyledi.

Sudan’daki savaş alanında Türk yapımı silahların varlığı daha önce de bildirilmişti; ancak hiçbir zaman bu kadar ayrıntılı şekilde ortaya konmamıştı. Belgeler, anlaşmayı kimin aracılık ettiği, sevkiyatların boyutu ve uluslararası yaptırımlar ağına rağmen bu silahların aktif bir çatışma bölgesine nasıl ulaştırıldığı gibi unsurları açığa çıkarıyor. Ayrıca, Sudanlı yetkililerin askerî yardım karşılığında yabancı şirketlere sunduğu teşvikleri de ayrıntılı biçimde belgeliyor ve savaş dönemindeki karanlık ticari pazarlık dünyasına nadir bir bakış sunuyor.

Sudan’daki çatışma, giderek artan biçimde Rusya Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti ve özellikle de Birleşik Arap Emirlikleri gibi yabancı güçler arasında bir vekalet savaşına dönüşmüştür; ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin rolü büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.

Elimizdeki bilgilerin kısıtlılığı, dış güçler tarafından Sudan’a yasa dışı yollarla sokulan askerî desteğin miktarını tam olarak belirlemeyi imkânsız hale getirmiştir. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen bir rapor, Ekim 2024’te “neredeyse kesin” ifadesiyle, Haziran 2023 ile Mayıs 2024 arasında gerçekleşen 32 uçuşun, ülkenin kontrolü için orduyla savaşan Hızlı Destek Güçleri’ne (RSF – Rapid Support Forces) Birleşik Arap Emirlikleri’nden yapılan silah transferleri olduğunu ortaya koymuştur. The New York Times gazetesi, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Çad Cumhuriyeti sınırının öte tarafından Çin yapımı insansız hava araçlarını uçurarak RSF’ye istihbarat sağladığını ve paramiliter savaşçılara yapılan silah sevkiyatlarına eşlik ettiğini bildirmiştir.

Bu sırada, İran, Sudan Çatışma Gözlemevi’nin Ekim ayında yayınladığı rapora göre, Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne gizlice insansız hava araçları temin etmiştir. Uluslararası Af Örgütü ise geçen yıl, Rusya Federasyonu’ndaki şirketler tarafından Sudan’a gönderilen hafif silahların, çatışmanın her iki tarafındaki savaşçılar tarafından kullanıldığını açıklamıştır.

Birleşik Arap Emirlikleri, RSF’ye silah sağladığı iddialarını defalarca reddetmiştir. Rusya Federasyonu ve İran İslam Cumhuriyeti ise bu haberler hakkında yorum yapmamıştır.

Belgeler ayrıca, bölge devletleri arasında savaş ganimetleri konusunda rekabetin yoğunlaştığını göstermektedir. İnsansız hava aracı satışının ardından yapılan görüşmelerde, Baykar Savunma yöneticileri, şirket içi yazışmalara göre, Sudan Silahlı Kuvvetleri’ndeki üst düzey isimlerin Türk firmalarına bakır, altın ve gümüş madenlerine erişim hakkı ile daha önce Birleşik Arap Emirlikleri’ne vaat edilen, ancak Rusya Federasyonu (Moskova) tarafından da arzulanan Abu Amama adlı stratejik Kızıldeniz limanının geliştirme haklarını sunmayı değerlendirdiklerini ifade etmişlerdir. Geçen ay, Rusya Federasyonu ve Sudan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanları, Rusya’nın Kızıldeniz kıyısındaki bir diğer stratejik bölge olan Port Sudan’da bir deniz üssü  kurmasına izin veren bir anlaşmaya varıldığını açıklamıştır. Baykar Savunma’nın Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne yaptığı sevkiyatlar, görünüşe göre ABD ve Avrupa Birliği (AB) tarafından uygulanan bir dizi yaptırımı ihlal etmektedir. Bu durum, Türk şirketlerinin Afrika kıtasında nüfuzlarını artırma çabaları sırasında karşılaştıkları riskleri gözler önüne sermektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Ekim ayında Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunu oybirliğiyle uzatmış, ancak bu yaptırımları ihlal etmekle suçlanan dış güçlere karşı herhangi bir işlem başlatmamıştır. Amerika Birleşik Devletleri Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Chris Van Hollen (Demokrat – Maryland), RSF’ye yapılan silah transferleri nedeniyle BAE’ye yönelik silah satışlarını engellemeye çalışan bir siyasetçidir. Van Hollen şöyle demiştir: “Hiçbir ülke Sudan’daki iç savaşı körüklememeli ve bundan çıkar sağlamamalıdır.”

Gizli Sevkiyat

Bu ifşaatlar, yirmi yılı aşkın süredir iktidarda bulunan ve bu süre boyunca sık sık Amerika Birleşik Devletleri ile karşı karşıya gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için hassas bir döneme denk geldi. Erdoğan, Kiev ile Trump yönetimi arasındaki ilişkilerin zayıfladığı bir dönemde, Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında barış görüşmelerine ev sahipliği yapmayı teklif etti ve İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgesel nüfuzu pahasına Irak Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Türkiye’nin etkisini derinleştirmeye çalışıyor.

Erdoğan ayrıca, son derece istikrarsız bir bölge olan Afrika Boynuzu’nda Türkiye’nin askerî ve diplomatik bağlarını genişletmek için çaba gösteriyor. Erdoğan, Sudan Silahlı Kuvvetleri ile ittifak halinde bulunan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından karşı çıkılan Müslüman Kardeşler siyasi hareketinin kararlı bir destekçisidir. 13 Aralık 2024 tarihinde, Sudan Silahlı Kuvvetleri Komutanı General Abdel Fattah al-Burhan ile yaptığı telefon görüşmesinde Erdoğan, resmî açıklamaya göre, “Sudan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için devreye girmeye hazır olduğunu” ifade etmiştir.

Ancak bu belgeler, Ankara kamuoyu önünde arabulucu bir rol üstlenirken, Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle bağlantılı savunma sanayi şirketlerinin çatışmanın her iki tarafıyla da temas kurduğunu ortaya koyuyor.

Baykar Savunma, Sudan Silahlı Kuvvetleri ile silah anlaşmasını müzakere ederken, ikinci bir Türk savunma şirketi olan Arca Savunma ise, Hızlı Destek Güçleri’nin üst düzey bir yetkilisiyle yoğun temas halindeydi.

Telefon görüşmeleri ve diğer yazışmalara göre, Arca Savunma yöneticilerinden biri, paramiliter örgütün silah tedarikinden sorumlu olan ve örgütün liderinin kardeşi konumundaki Algoney Hamdan Daglo Musa ile silah satışlarını görüşüyordu.

The Washington Post, Amerika Birleşik Devletleri Pentagon’un tedarikçisi olan Arca Savunma şirketinin RSF’ye silah sağlayıp sağlamadığını tespit edemedi.

Arca Savunla yöneticisi, şirketin Hızlı Destek Güçleri’ne hiçbir zaman silah satmadığını söyledi, ancak Algoney Hamdan Daglo Musa ile olan temasları hakkındaki soruları yanıtlamadı. RSF danışmanı Mohamed Almokhtar, bu görüşmelerden haberi olmadığını belirtti. Ayrıca grubun Türkiye Cumhuriyeti’nden hiç silah almadığını, ancak Ankara hükümetiyle iyi ilişkiler sürdürdüğünü de ekledi.

Sudan iç savaşı, ülkenin iki önde gelen generali birbirine karşı silaha sarıldığında Nisan 2023’te patlak verdi. Hızlı Destek Güçleri lideri General Mohamed Hamdan Dagalo, daha önce Sudan Silahlı Kuvvetleri komutanı General Abdel Fattah al-Burhan ile birlikte yeni filizlenen demokrasi yanlısı hareketi bastırmak için işbirliği yapmıştı. Ancak paramiliter güçlerin düzenli orduya nasıl entegre edileceği konusundaki anlaşmazlık, aralarındaki ittifakı sona erdirdi.

Bunun sonucu bir felaket oldu. En az 150.000 kişi hayatını kaybetti. Sudan Cumhuriyeti’nin yaklaşık 50 milyonluk nüfusunun üçte ikisi insani yardıma muhtaç durumda; 13 milyondan fazla kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı. Sudanlı siviller tecavüze uğradı, işkence gördü ve infaz edildi; hastaneler ve pazar yerleri bombalandı ve yakıldı. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti, her iki tarafı da savaş suçları işlemekle suçladı. Buna rağmen, silah akışı sürmeye devam etti.

Baykar Savunma ile Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin tedarik kurumu olan Savunma Sanayii Sistemi arasında imzalanan 120 milyon Amerikan doları tutarındaki sözleşme, Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı’nın Savunma Sanayii Sistemi’ne yaptırım uygulamasından beş ay sonra, 16 Kasım 2023 tarihinde düzenlendi. The Washington Post, sözleşmenin imzalandığı tarihi bağımsız kaynaklardan doğrulayamadı.

Sözleşme, 600 savaş başlığı, altı Bayraktar TB2 tipi insansız hava aracı ve üç yer kontrol istasyonu içeriyordu. Ayrıca, 48 personelin silahları teslim edip “ülke içinde teknik destek” sağlayacağına dair bir taahhüt de bulunuyordu. Mesajlara göre, Ekim 2024’te iki ek insansız hava aracı daha teslim edildi ve silah sevkiyatları Kasım ayına kadar devam etti.

Sözleşme, Savunma Sanayii Sistemi Genel Müdürü Mirghani Idris Suleiman tarafından imzalandı. Suleiman, daha sonra Washington yönetimi tarafından, “savaşın vahşetini ve kapsamını körükleyen silah anlaşmalarının merkezinde yer almak” gerekçesiyle kişisel yaptırımlara tabi tutuldu.

Baykar Savunma yöneticileri arasındaki mesajlara göre, ilk mühimmat sevkiyatı Ağustos 2024’te Sudan Cumhuriyeti’nin doğu kıyısındaki Kızıldeniz liman kenti Port Sudan’a uçakla ulaştı. Mesajlara göre son uçuş 15 Eylül 2024’te gerçekleşti.

The Washington Post, kamuya açık havacılık verilerini kullanarak telefon görüşmelerinde belirtilenlerle eşleşen iki uçuşu tespit etti. Her iki uçuş da Mali Cumhuriyeti’nin başkenti Bamako üzerinden yönlendirilmişti ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından 2023 yılında “Rusya Federasyonu’nun savaş makinesinin bir parçası olmak” gerekçesiyle yaptırım listesine alınan özel hava taşımacılığı şirketi Aviacon Zitotrans tarafından gerçekleştirilmişti.

Aviacon Zitotrans, yorum talebine yanıt vermedi. Her sevkiyattan sonra, Baykar Savunma’nın orta düzey bir çalışanı olan Özkan Çakır, şirketin ticari işlerden sorumlu başkan yardımcısı Eşref Evliyaoğlu’na, uçağın varış yaptığını ve Sudan Cumhuriyeti’nin başkenti Hartum’un kuzeyinde yer alan, askerî üslerin bulunduğu Shendi ve Atbara kasabalarına yönlendirileceğini bildirdi. Bu bilgiler, iki kişi arasındaki mesajlaşmalara dayanıyor.

8 Eylül 2024 tarihinde Çakır, Eşref Evliyaoğlu’na, Sudan Silahlı Kuvvetleri Komutanı General Abdel Fattah al-Burhan ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafını gönderdi. İkili, Sudan bayraklarının arasında duruyordu; mermer masaların üzerinde altın rengi kâğıt mendil kutuları görülüyordu. Takip eden hafta boyunca Çakır, patronuna askerî komuta merkezinin içinden cep telefonuyla çektiği insansız hava aracı saldırısı videolarını göndermeye devam etti.

Ne Özkan Çakır ne de Eşref Evliyaoğlu, yorum talebine yanıt verdi.

The Washington Post, insansız hava aracının (İHA) kamerasında görünen kısmi koordinatları kullanarak, saldırılardan birinin Sudan Cumhuriyeti’nin başkenti Hartum’un yaklaşık 50 mil (yaklaşık 80 kilometre) kuzeyinde bulunan Hillat ed Dareisa köyünde gerçekleştiğini tespit etti.

Açık kaynak verilerini kullanarak belgelerin doğruluğunu doğrulamaya yardımcı olan veri analizi ve araştırma kuruluşu Conflict Insights Group’un genel müdürü Justin Lynch, şöyle dedi:b“Savaşın gidişatını değiştirmek için çok sayıda insansız hava aracına gerek yok - ve bu İHA’lar oldukça güçlü. Son birkaç ayda Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin büyük bir ilerleme kaydettiğini gördünüz. Bu İHA’lar, o kazanma stratejisinin bir parçası.”

9 Eylül 2024 tarihinde, Sudanlı yetkililer, Baykar Savunma temsilcileriyle yaptıkları bir toplantıda, “bu hamleyle Türkiye, kendilerini en çok destekleyen ülke haline geldi,” dediler. Bu bilgi, görüşmeleri ayrıntılı biçimde aktaran Baykar Savunma’nın iç yazışmalarına dayanan bir şirkete ait belgede yer alıyor.

Belgeye göre, Sudan Cumhuriyeti hükümeti, “Abu Amama Limanı’nın inşasını ve yönetimini Türk şirketlerine vermek istiyor, aksi takdirde liman Ruslara verilecektir,” ifadelerini kullandı. Birleşik Arap Emirlikleri daha önce, limanın işletmesini devralmak için 6 milyar Amerikan doları tutarında bir anlaşma imzalamıştı; ancak Abu Dabi yönetiminin Hızlı Destek Güçleri’ne verdiği destek nedeniyle bu anlaşma, Sudan Silahlı Kuvvetleri tarafından iptal edildi.

Baykar Savunma’nın toplantı özetine göre, Sudanlı yetkililer, ülkenin bakır, altın ve gümüş rezervlerinin çıkarılması konusunda Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği yapma isteğini dile getirdiler. Ayrıca, “Türk şirketlerine balıkçılık ve balık işleme tesisleri kurma ve işletme lisansları verilmesi” konusunda da ilgi gösterdiklerini ifade ettiler.

Hızlı Destek Güçleri danışmanı Mohamed Almokhtar, Sudan Silahlı Kuvvetleri TB2 tipi Bayraktar insansız hava araçlarını teslim aldığında, grubun Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’ndan bilgi talep ettiğini söyledi. Almokhtar, bu İHA’ların ordunun son dönemdeki askerî kazanımlarında belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

“Türkiye’den gelmediklerini söylediler,” dedi.

“Onları satın almış olabilecek başka bir ülkeden geldiklerini söylediler. Kimin olduğunu söylemediler.”

‘Büyük Büyük Silahlar’

Hızlı Destek Güçleri liderinin genç ve “bebek yüzlü” kardeşi Algoney Hamdan Daglo Musa, Biden yönetimi tarafından Ekim 2024’te, “Sudan’daki savaşı sürdürmek için silah tedarik etme çabalarına öncülük ettiği” gerekçesiyle yaptırımlara tabi tutuldu. The Washington Post tarafından incelenen yazışmalara göre, Musa, önceki aylarda paramiliter örgütün Türkiye Cumhuriyeti ile bağlarını güçlendirmeye çalıştı. Bu süreçte Arca Savuna yöneticisi Özgür Rodoplu ile sık sık temas kurduğu görülüyor.

Baykar Savunma, Ukrayna ve Kuzey Afrika dâhil olmak üzere dünyanın önde gelen insansız hava aracı tedarikçilerinden biri olarak konumunu sağlamlaştırmışken, Arca Savunma, kendi internet sitesine göre 2020 yılında kurulmuş nispeten yeni bir savunma şirketidir. Kayıtlara göre, Arca Savunma yöneticisi ile Algoney Hamdan Daglo Musa arasında genellikle samimi ve ayrıntılı görüşmeler gerçekleşmiştir.

Mart 2024 tarihinde Musa, kendisine “kız kardeşim” diye hitap ettiği kişiden “50 set” istedi ve ona bir son kullanıcı sertifikası sağlayacağına söz verdi. Bu belge, silah satışları için zorunlu olan ve Hızlı Destek Güçleri’nin yasal olarak düzenleme yetkisine sahip olmadığı resmî bir hükümet dokümanıdır. Musa’nın gerçekten bu belgeyi verip vermediği veya görüşmenin bir silah alışverişiyle sonuçlanıp sonuçlanmadığı bilinmemektedir.

İkili arasındaki bazı görüşmeler, silahların ters yönde - yani Sudan’dan dışarıya doğru aktığına işaret etmektedir. 2024 yazında, Musa, Hızlı Destek Güçleri’nin kısa süre önce ele geçirdiği bir silah deposunun videosunu WhatsApp üzerinden ona gönderdi. Videoda, üniformalı askerlerin tozlu bir tepeye açılmış, güçlendirilmiş bir tünele girdikleri görülmektedir.

Musa, Arca Savuma yetkilisine, “bugün yeni büyük şeyler bulduk,” diye yazdı. “Büyük, büyük silahlar. Büyük satışlar yapabiliriz.”

“Harika malzemeleriniz var,” diye cevapladı yetkili. “Heyecanlandım.” 122 milimetrelik Grad roketleri istediğini söyledi ve bir fotoğraf gönderdi. Ancak Algoney Hamdan Daglo Musa yardımcı olamayacağını belirtti: “Bunlara bizim çok büyük bir ihtiyacımız var,” diye yanıtladı. Daha sonra yapılan başka bir konuşmada, Özgür Rodoplu, “Ne kadarınız varsa, biz almaya hazırız,” diye söz verdi. Onu, “biz bir aileyiz. Senden gelen her söz bizim için çok değerli,” diyerek rahatlattı.

Özgür Rodoplu, The Washington Post’a yaptığı açıklamada, şirketinin Hızlı Destek Güçleri ile herhangi bir silah ticaretine girmediğini belirterek, “onları önceden tanıyoruz… ama onlarla herhangi bir iş yapmadık,” dedi. Musa ise yorum yapmaktan kaçındı.

Arca Savunma ile Hızlı Destek Güçleri’nin, Amerika Birleşik Devletleri tarafından soykırım ve etnik temizlikle suçlanan bir grubun üst düzey bir üyesi arasındaki temaslar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde zaman zaman gerginliklerle sarsılan ABD-Türkiye ilişkilerini daha da zorlayabilir.

Bu durumun askerî boyutları da bulunmaktadır: Pentagon, 2024 yılında Arca Savunma’dan 116.000 adet mühimmat satın almıştır.

Amerika Birleşik Devletleri Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Senatör Chris Van Hollen (Demokrat – Maryland), The Washington Post’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türk şirketlerinin bu çatışmada iki tarafla da işbirliği yaptığına dair bulgular ışığında, ABD, bu savaşa silah akışını durdurmak ve çatışmayı sona erdirmek için çabalarını iki katına çıkarmalıdır.”

9 Eylül 2024 tarihinde, Baykar Savunma ile Sudan Silahlı Kuvvetleri arasındaki insansız hava aracı anlaşmasını öğrenen Algoney Hamdan Daglo Musa, memnuniyetsizliğini dile getirmek üzere Özgür Rodoplu’yu aradı.

“Sana burada kimseye güvenme demiştim,” dedi.

“Duyduğum kadarıyla, başka ekipmanlar da tedarik etmişler - bazı silahlar.” Mesajlara göre Musa, panik içinde bir aracı kişi üzerinden Baykar Savunma ile iletişime geçmeye ve sevkiyatı durdurmaya çalıştı.

Baykar Savunma’nın CEO’su, Eşref Evliyaoğlu’na gönderdiği mesajda, “Musa neredeyse ağlayacak gibiydi… yalvarıyordu,” ifadelerini kullandı. CEO’nun aktardığına göre, Musa da Bayraktar TB2 tipi insansız hava araçlarını istiyor ve ordunun ödediği tutarın iki katını teklif ediyordu. Baykar Savunma teklifi kabul etmezse, Musa kendisine, “bizim işimiz biter, dedi”, diye yazdı CEO.

Şirket, Musa’nın çaresiz çağrısına kayıtsız kaldı.

Musa’nın mesajı Eşref Evliyaoğlu’na, iletildiğinde, Evliyaoğlu buna şu mesajla yanıt verdi: “İmkânı yok. Dünya böyle işliyor.”

kaynak: https://archive.is/kFMoi
çeviri: Dünya Yanarken

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İran lideri Amerika'nın sallantıdaki rejimini kurtarabileceğini umuyor

The Economist 07.05.2025 ... İran ve Amerika arasında İslam Cumhuriyeti'nin nükleer programına ilişkin görüşmeler dördüncü turuna giriyor. Görüşmeler, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının sınırlandırılması konusunda 2015 yılında Ortak Kapsamlı Eylem Planı'na (JCPOA) yol açan görüşmelerle büyük ölçüde aynı zemini kapsıyor. Ancak süreç ve üslup eskisinden temelden farklı. O zaman İran yedi dünya gücü ile müzakere ediyordu. Bugün ise sadece Amerika ile. On yıl önce İran'ın elitleri bölünmüş durumdaydı. Şimdi ise dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in arkasında birleşmiş durumdalar. Önceden, Bay Hamaney şüpheciydi. Bugün ise görüşmelerin denetleyicisi ve savunucusu. Bir zamanlar onun muhafız birliği olan Devrim Muhafızları kendilerini herhangi bir anlaşmanın kurbanı olarak görüyordu. Bugün ise bundan kazançlı çıkmayı umuyorlar. İran sokakları bu değişimi yansıtıyor. Büyük Şeytan'ın sembolleri birer birer yok oluyor. Devrimcilerin eski kalesi Tahran Üniversites...

Halep'in Düşüşünün Ardındaki Hikaye

New Lines Magazine 2 Aralık 2024 Hassan Hassan, Michael Weiss New Lines, şehrin çarpıcı bir şekilde ele geçirilmesine yol açan özel ayrıntıları açıklıyor Halep asla düşmeyecek gibiydi.  Türkiye destekli iki gücün son beş gün içinde yürüttüğü çarpıcı bir taarruz, Suriye'nin ikinci büyük kenti ve sanayi merkezinin ele geçirilmesiyle sonuçlandı ve Esad karşıtı daha kalabalık ve daha iyi kaynaklara sahip isyancıların asla başaramadığını bir hafta içinde başardı. Ancak Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve Suriye Ulusal Ordusu (SNA) kendilerini komşuları arasındaki çatışmaların, Ankara'daki fırsatçı bir haminin, ABD'deki son seçimlerin ve Şam'daki iç savaş, yaptırımlar ve yolsuzlukla zayıflamış bir hanedan diktatörlüğünün faydalanıcıları olarak buldular. HTŞ ve DSG, Halep'in daha büyük bir bölümünü ele geçirmek, rejimden daha fazla bölge koparmak ve İdlib'deki bölgelerini Suriye Hava Kuvvetleri'nin bombardımanından korumak için hazırlık yapıyordu. Geçtiğimiz Çarşamba günü...

Libya'daki çatışmalar Türkiye'nin müttefiki olan başbakan Dibeybe'nin gücünün artışına işaret ediyor

Reuters  13 Mayıs 2025 Libya Başbakanı Abdulhamid El Dibeybe Trablus'ta adaylığını açıkladı. Libya Başbakanı Abdulhamid El Dibeybe, 21 Kasım 2021'de Libya'nın Trablus kentindeki seçim komisyonu merkezinde yaklaşan başkanlık seçimleri için adaylık belgelerini teslim ettikten sonra bir konuşma yaparken. fotoğraf :  REUTERS/Hazem Ahmed           Özet Trablus'ta son yılların en şiddetli çatışmaları Batı'daki büyük gruplar birleşiyor Başbakan Dibeybe çatışmadan güçlenerek çıkıyor TRABLUS, 13 Mayıs (Reuters) - Pazartesi gecesi Libya'nın başkentinde güçlü bir milis liderinin öldürülmesi, bu liderin grubunu ana kalesinden uzaklaştıran ve Trablus hükümetine bağlı silahlı gruplar arasında bir güç konsolidasyonuna yol açabilecek saatler süren yoğun çatışmalara yol açtı. Yıllardır Trablus'un büyük bir bölümünü kontrol eden milis lideri Abdulghani Kikli'nin ölümü, daha geniş bir bölgenin istikrarı üzerinde de etkiler yaratabilir. Uzun süredir doğulu ve batılı...